28 Eylül 2014 Pazar

İnsanların hakkımızda ne düşündüğüne kilitlenip kaldığımız anda hayat da bizi kilitliyor. Kalıplar içinde fırında pişmiş kurabiyelere dönüyoruz. Toplum aman yanlış anlamasın diye renksiz, zevksiz karakterleri üzerimize giyiyoruz. Sonra da aradan birileri zincirlerini kırıp çıktı mı, bir de başarılı oldu mu önce hayıflanıyor sonra da başlıyoruz yermeye. Aslında kendimizi yeriyoruz cesaret edip istediğimiz hayatlara yelken açamadığımız için. Aslında kendimize kızıyoruz yaptığımıza değil, yapmadıklarımıza duyduğumuz pişmanlıklar için.. Aslında kendimize kızıyoruz bir gün eşimiz kapıyı açında elimizde bir gülle diz çöküp, avare bir aşık gibi “Seni seviyorum” diyemediğimiz için...
Bir iki dakika geriye bakın yaptıklarınız mı yoksa yapamadığınız içinizde kalanlar mı sizi daha çok üzüyor hırpalıyor. Sadece tek bir şeyi hatırlayın... Tek bir hayatınız ve tek bir şansınız var... Hiçbir an geri gelmeyecek...